|
|
Sardes Nikel Madencilik A.Ş. Türkiye’de kurulmuş yabancı sermayeli bir Türk şirketidir. Şirketin tamamı Londra merkezli bir borsa şirketi olan European Nickel PLC’ye aittir. European Nickel, dünyada düşük nikel içerdiği için ekonomik olarak işletilemeyen nikel yataklarında bilinen bir teknoloji olan yığın liçi yöntemini nikele uygulayarak madencilik yapmak üzere 2000 yılında kurulmuş bir şirkettir. Şirketin %97’si Londra Metal Borsası’nda halka açık olup, hisse senetleri serbestçe alınıp satılabilmektedir.
|
|
|
European Nickel kurulduktan sonra Balkanlar ve Türkiye’yi içine alan bir alanda incelemeler yapmaya başlamış, Balkanlar’da henüz jeolojik etütleri ve rezerv tespitleri yapılmamış sahalara kıyasla, MTA’nın etütlerini yapıp rezervini belirlediği ancak işletilebilir olarak görmediği bir nikel sahası olan Çaldağ’ın rezerv kesinleştirme çalışmalarının çok daha kısa zamanda yapılabileceğinden yola çıkarak Türkiye’ye yönelmiştir. Şirket, yığın liçini nikele uygulamak için ilk projesini Çaldağ’da uygulamaya koymuş olup, başka bir ülkede izin verilmediği iddiası doğru değildir. Halihazırda Arnavutluk ve Filipinler’de fizibilite ve test çalışmaları yapılmaktadır.
|
|
|
|
European Nickel’in veya Sardes Nikel’in Yeni Gine’de hiçbir faaliyeti olmadığı gibi bahsedilen bakır madeni ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
|
|
|
|
Bosphorus ismi, telaffuz ve yazım zorluğu nedeniyle özellikle faturaların yanlış düzenlenmesi, evraklarda şirket isminin yanlış yazılması gibi sıkıntılara neden olmakta idi. Bu yüzden Bosphorus Nikel Madencilik olan ismimiz, daha kolay ve bölgenin aşina olduğu bir isim olan Sardes Nikel Madencilik olarak değiştirilmiştir.
|
|
|
|
ÇED raporu kapsamlı bir çalışmanın ürünü olup, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından titiz bir inceleme sonucu onaylanmıştır. Ancak buna rağmen bazı sivil toplum örgütleri ve kişiler tarafından yetersiz ve yanlış olduğu iddiasıyla dava edilen ÇED raporu, İdare Mahkemesi tarafından atanan maden, çevre, ve su konularında uzman bağımsız profesörler tarafından incelenmiş, oybirliğiyle yeterli ve doğru olduğuna karar verilmiştir. Görülen dava sonucunda, Manisa İdari mahkeme heyeti de oybirliği ile ÇED raporunun yeterli ve doğru hazırlandığını, proje ile birebir örtüştüğünü onamıştır.
|
| |
| YIĞIN LİÇİ ve TESİS |
| |
|
|
|
Yığın liçi Amerika, Avustralya, Kanada gibi gelişmiş ülkeler de dahil tüm dünyada, yaklaşık 30 yıldır, altın, bakır ve diğer düşük içerikli minerallere uygulanan ve nikelde de Çaldağ’da başarı ile test edilen çevreyle uyumlu nikel üretme yöntemidir. TÜBİTAK yöntemin geliştirilmesi için Çaldağ projesine yaklaşık 1 milyon Dolar hibe desteği vermiştir.
|
|
|
|
Yığın liçi yöntemi ile nikel kazanımı daha önceden denenmiş ancak yığından cevher kazanımı ekonomik olmamıştır. Bu noktadaki en belirleyici unsur cevherin yapısıdır. Bundan dolayı Sardes Nikel, Çaldağ’da üç yıllık bir pilot çalışma ile yöntemin Çaldağ cevherine uygunluğunu 25 milyon Dolarlık yatırım yaparak test etmiştir. Ancak, yığın liçinin Çaldağ’da başarılı olması, bütün nikel cevherlerinin kazanımı için başarılı olacağını garanti etmez.
|
|
|
|
Çaldağ’daki projenin gecikmesi nedeniyle, Avustralya, Brezilya, Çin ve Finlandiya’da yığın liçi ile nikel üretim projeleri başlamış ve Çaldağ’ın ilerisine geçmiştir. Bu projelerden Avrupa’nın en büyük nikel madeni olan Finlandiya’da yapılanı üretime başlamıştır.
|
|
|
|
Çaldağ projesi “Sanayi Araştırma Geliştirme Projeleri Destekleme Programı” kapsamında, Türkiye’deki nikel yataklarının değerlendirilmesine katkı sağlayan sanayi projesi olduğu, ulusal yarar sağlayacağı, çevreye ve canlılara olumsuz etkiler yaratmayacağı, istihdam ve sosyal yapıya katkı sağlayacağı ve teknoloji yoğun, katma değeri yüksek ürün üreterek ülkeye ihracat geliri sağlayacağı sebebiyle TÜBİTAK tarafından hibe desteği yapılarak desteklenmiştir.
|
|
|
|
Çaldağ’da bulunan cevherin nikel içeriği ve miktarı yeterli olmadığından, yığın liçi dışında bir yöntemle ekonomiye kazandırılması günümüzde bilinen diğer teknolojilerle mümkün değildir.
|
|
|
|
Yığın liçi düşük tenörlü maden yataklarının değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılan, Çaldağ'ın ekonomiye kazandırılması için tek seçenek olan modern bir metalurji yöntemidir. Diğer üretim metotlarıyla kıyaslandığında bu yöntem, düşük enerji tüketimi, düşük kükürtdioksit ve karbondioksit salınımı nedeniyle çevreyle çok daha uyumlu bir üretim yöntemidir. Yine işlenmiş cevherin rehabilitasyonu kolaylığı nedeniyle de alternatiflerine göre önemli çevresel üstünlüğü bulunmaktadır. Öte yandan iddia edildiğinin aksine en ilkel yöntem ergitme yöntemi olup, ilk çağlardan beri insanlık tarafından kullanılmaktadır.
|
|
|
|
Tesisisin tasarımında Turgutlu’nun depremselliği konusu dünyanın en eski jeolojik araştırma kurumu olan British Geological Survey (BGS) tarafından detaylı olarak çalışılmış ve buradan alınan veriler ve 500 yıllık depremler de dikkate alınarak güvenli bir projelendirme yapılmıştır. Yine projenin modelleme çalışmaları, İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından da bağımsız olarak incelenmiş ve olası depremlerde tesisin ve çevrenin etkilenmeyeceği şekilde tasarım yapılmıştır.
|
| |
| SÜLFÜRİK ASİT |
| |
|
|
Çaldağ’da yıllık 1 milyon ton asit üretilecektir. Sülfürik asit tüm dünyada yılda 200 milyon tonun üzerinde üretilmektedir. Sülfürik asit %70’i gübre sanayinde olmak üzere çok değişik sanayi kollarında kullanılan en yaygın inorganik maddedir. Dünyada en büyük üreticiler; Amerika, Kanada, Japonya, Almanya, İspanya, Fransa, Belçika gibi gelişmiş ülkelerdir. Ülkemizde ise yıllık kapasite toplamı 2,5 milyon ton civarındadır. Öte yandan çeşitli sanayi kolları için yapılan ortalama ithalat miktarı ise yıllık 300 bin ton dolayındadır.
|
|
|
|
Kükürt, kimyevi gübre üretiminde hammadde olması nedeniyle tarım için oldukça önemli olmakla birlikte, tarımda azotlu gübrelerin etkinliğini artırmak için de direk olarak gübreleme şeklinde de kullanılan bir elementtir. Her yıl dünyada kullanılan 65 milyon ton kükürtün yaklaşık 45 milyon tonu gübre üretmek için kullanılmaktadır. Çaldağ projesinde ise yıllık yaklaşık 330 bin ton kükürt, sülfürik asit üretmek amacıyla kullanılacaktır.
|
|
|
|
Çaldağ’da kullanılacak kükürtün tamamı sülfürik asit üretmek amacıyla kullanılacaktır. Sülfürik asitin yığın liçinde kullanılmasıyla oluşacak asitli çözeltinin kireçtaşı ile nötralizasyonu sonucu oluşacak alçı taşı ve yine çözeltinin soda külü ile muamelesi sonucu ortaya çıkan üründeki kükürt, sülfat formundadır. Bu olguyu, hidrojen ile oksijenin birleşmesi sonucu suyun oluşmasına benzetebiliriz. Hidrojen yanıcı bir gaz olmasına rağmen suyun içerisindeki hidrojenin yanıcılığından söz edilemeyeceği gibi, sülfürik asit ile kireçtaşının reaksiyonu sonucu oluşan sülfat formundaki kükürt zararsız ve duraylı bir bileşiktir. Bu bileşik, modern binalarda kullanılan alçıpan ile aynı yapıya sahiptir.
|
|
|
|
Sülfürik asit fabrikası, mevcut en modern yöntemle çalışacak olup, bacasından çıkacak gazların yönetmelikle müsaade edilen değerlerin çok altında olması garanti edilmektedir. Bu sayede asit tesisi çevreye ve tarıma zarar vermeyecektir. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde uzun yıllardır çalışan, tarım ve yerleşim yerlerine komşu birçok tesis mevcuttur.
|
|
|
|
Dünyadaki en modern yöntem olan çift kontakt yöntemini kullanarak elementer kükürtle üretim yapan sülfürik asit tesisi Bandırma’da şehir merkezine 5 kilometre mesafede yıllık 550 bin ton sülfürik asit üretmekte ve bu asiti gübre elde etmek amacıyla kullanmaktadır.
|
|
|
|
Sülfürik asit bir sülfat tuzudur ve çok düşük buhar basıncı nedeniyle 40-50 derece yaz sıcağında dahi buharlaşmaz. Seyreltik haldeki çözeltiler buharlaştırıldığında bile çözeltideki su buharlaşırken sülfürik asit buharlaşmadan geride kalır. Bu durum tuzlu suyun kaynatılarak buharlaştırılmasına benzemektedir. Su tamamen buharlaşırken tuz olduğu gibi geride kalmaktadır.
|
|
|
|
95 litre suya yaklaşık 3 litre sülfürik asit ilavesiyle hazırlanacak olan ağırlıkça %5'lik sülfürik asit çözeltisi, yığınlara damlama yöntemi ile damlatılacak olup püskürtme olmayacaktır. Dolayısıyla asitli su damlacıklarının rüzgarla taşınması sözkonusu değildir.
|
|
|
|
Asit yağmurlarına neden olan endüstride kullanılan sülfürik asit değil, havada bulunan kükürtdioksit ve azotoksit gazlarını yıkayan yağmurun asidik özellik göstermesidir. Bu gazlar ise kömür ve petrol yakıtlarının kontrolsüz ve verimsiz yanması sonucu evlerimizin bacalarından, kömür santrallerinden,araçlardan, fabrikalardan doğaya salınan gazlardır. Bu gazları azaltmanın yolu ise sanayi faaliyetlerinde yönetmeliklerle belirlenen sınır değerleri aşmamaktır. Çaldağ’da kurulacak asit tesisinin kükürt dioksit salınım miktarı, Türkiye ve Avrupa Birliği yönetmeliklerinde belirlenen güvenli sınırın %40’ını aşmayacak şekilde tasarlanmıştır.
|
|
|
|
Tüm yığın ve havuzların altında 90 cm. kalınlıkta sıkıştırılmış geçirimsiz kil tabakası ve çift kat geçirimsiz yüksek yoğunluklu polietilen katman ile birlikte gözlem tertibatı da mevcut olacağından sülfürik asitin toprakla teması tamamen kesilmektedir. Bu önlemler Türkiye ve dünya standartlarının çok üzerinde olan önlemlerdir. Buna ilaveten yer altı sularına herhangi bir sızıntı olmadığı da yeraltı suyu gözlem kuyularının düzenli analizleri ile kayıt altına alınmakta olup, faaliyetler boyunca aynı ölçümler Bakanlık gözetiminde devam edecektir.
|
|
|
|
Tesiste yıllık 3 milyon metreküp su kullanılacaktır. Bu miktar Gediz nehrinden temin edilse dahi sulamayı etkilemeyeceği bilinmektedir. Ancak su temininde daha duyarlı bir çözüm bulabilmek için Sardes Nikel, Çevre ve Orman Bakanlığı ve Turgutlu Belediyesi ile ortaklaşa yapılacak bir projeyle Turgutlu’ya bir arıtma tesisi kurarak Turgutlu’nun kanalizasyon sularını arıtıp buradan çıkan suyun bir kısmını kullanarak su ihtiyacını karşılamayı planlamaktadır. Konu ile ilgili çalışmalar Turgutlu Belediyesi ile yürütülmektedir. Bu sayede hem ovanın ve Gediz’in kanalizasyon sularıyla kirletilmesi önlenecek hem de su temini mevcut su kaynaklarını olumsuz etkilemeden arıtma yoluyla çözülmüş olacaktır.
|
| |
| AĞAÇ, REHABİLİTASYON ve MADEN |
| |
|
|
|
Proje başlangıcında yapılan kapsamlı yer seçimi çalışmasında tesislerin kurulabileceği başka bir alan bulunamamıştır. Bunun nedeni çevrenin tarım arazileriyle veya çok engebeli tepelerle kaplı olmasıdır. Tarım arazilerinin tesis için kullanılması kanunen mümkün olmadığı gibi doğru bir yaklaşım da değildir.Diğer yandan tepelik alanlarda böyle bir tesisi kurmak imkansız olduğu için tek seçenek olarak Çaldağ’ın eteğindeki ağaçlandırılmış alan ön plana çıkmıştır.
|
|
|
Manisa Orman İşletme Müdürlüğü'nün yerinde yaptığı envanter sayımıyla tesis alanında, 183 hektarlık bir alanda, 143 bin 461 adet ağaç kesileceği tespit edilmiştir. Bu saha endüstriyel ağaçlandırma sahası olup, doğal orman değildir.
|
|
|
|
Ülkemizdeki ormanların yarısı endüstriyel amaçlı ağaçlandırma sahalarıdır. Mobilya sektörü, kereste sanayi, kağıt sektörü ve yakacak gibi ana tüketim alanlarında kullanılmak üzere ülkemizde her yıl yaklaşık 16 milyon metreküp ağaç kesimi yapılmaktadır. Bu da her ağaçtan en iyi ihtimalle 1 metreküp ürün çıktığı varsayıldığında bile her yıl 15 milyon adetin üzerinde ağaç kesimi yapıldığı anlamına gelmektedir. Öte yandan kesilen ağaçlara karşın her yıl iki katından fazla, yani 36 milyon metreküp, artım planlanmakta ve yapılmaktadır.
|
|
|
|
Manisa ilinin sahip olduğu yaklaşık 500 bin hektarlık orman alanına bakıldığında 183 hektarlık bir alanda yapılacak ağaç kesiminin iklimi değiştirmesi mümkün değildir. Eğer bu kadar ağaç iklimi değiştirebilse idi, dikilen bu sayıda ağacın da aynı şekilde iklim değişikliğine neden olması gerekirdi. Diğer bir deyişle Turgutlu’ya dikilecek 140 bin ağaç sayesinde Turgutlu’nun yağışlı iklime geçmesi gerekirdi ki bu da bilimsel olarak mümkün değildir.
|
|
|
|
Kesilen ağaçların yerine ağaç dikilmesi için Orman Bakanlığı’na yönetmeliklerle belirlenen ağaç bedelleri ödenmiştir. Bunun dışında ağaçlardan çıkacak tüm kereste ve odun değeri de Bakanlık tarafından alınmıştır. Ayrıca bu alanların tamamı faaliyetler esnasında ve sonrasında şirketimiz tarafından kademeli olarak ağaçlandırılacaktır. Bütün bunlara ilave olarak şirketimiz Turgutlu Irlamaz’ın güneyindeki moloz döküm sahasını rehabilite ederek bir şehir ormanı kurmayı da gönüllü olarak taahhüt etmektedir.
|
|
|
|
Sardes bugüne dek toplam 52 bin adet ağaç dikimini gerçekleştirmiştir. Bunlardan 4 bin 750 adedi İzzettin ve Çampınar’da zeytin ve meyve ağacı, 15 bin adedi İzmir-Görece Milli Egemenlik Ormanı’nda, 21 bin adedi Celal Bayar Üniversitesi Demirci Eğitim Fakültesi’nde, 11 bin 250 adedi ise yetişkin ağaç olarak Irlamaz vadisinde dikilmiştir.
|
|
|
|
Cevher, yerin metrelerce altından çıkarılan ve hiçbir tarımsal organik madde içermeyen toprak olup, tarım toprağı değildir. Bu nedenle cevherin veriminden sözedilemez. Cevherin kahverengi bir renge sahip olması verimli olduğuna işaret etmediği gibi içerisindeki demirden kaynaklanmaktadır. Aksine yüksek demir oranı nedeniyle Çaldağ’ın büyük bir kısmında ağaçlar cılız kalmakta ve büyümemektedir.
|
|
|
|
Faaliyet yapılan her alanda önce bitkisel toprak sıyrılarak depolama alanına taşınacak ve uygun şartlarda depolanacaktır. Bu toprak, faaliyetler sonrasında rehabilitasyonda tekrar kullanılacağından ormanlık alanda mevcut verimli toprağın kaybı söz konusu değildir.
|
|
|
|
Liç alanı, faaliyetler sonrasında asit özelliği taşımayan, içerisinden metalleri alınmış bir toprak olacak, bu toprak üzeri belli kalınlıkta bitkisel toprak ile örtülüp ağaçlandırılacaktır. Burada ağaç yetişebileceği konunun uzmanları tarafından onaylanmakla beraber, Bakanlık tarafından görevlendirilen bir heyet tarafından Kanada’da sülfürik asit kullanılarak işlenmiş maden alanlarında yetiştirilen ağaçlar yerinde incelenmiş, Çaldağ’da da sahanın rehabilite edildikten sonra tekrar orman vasfını kazanabileceği görülmüştür.
|
| 32. İçerisindeki nikel alındıktan sonra yığınlar asit üretmeye devam edecek mi? |
Seyreltik sülfürik asit kullanılarak yığınların içerisindeki nikel alındıktan sonra yığınlar yine damlatma yöntemi ile yıkanarak nötr hale getirilecektir. Sonrasında yağmur sularıyla yıkansa dahi aynı yığın asit üretemez.
|
| 33. İşlenip yıkanan yığınların, uzun yıllar sonra çevreye zararlı olma ihtimali var mı? |
|
Yığın alanı yıkandıktan sonra onaylı projesine göre bitkisel toprakla örtülüp ağaçlandırılacaktır. Burada içerisindeki metallari alınmış toprağın çevreye zararı olmadığı faaliyetler sonrasında yapılacak gözlem ve analizlerle de uzun süreli kontrol edilerek doğaya geri dönüşüm kontrollü bir şekilde gerçekleştirilecektir.
|
|
|
|
Toplam üç ocak, yıllar ilerledikçe kademeli olarak açılacak olup işi biten ocak, pasa ile geri doldurularak ağaçlandırılacaktır. Bununla ilgili, ülkemizde örnek teşkil edecek niteliklere sahip kapsamlı bir rehabilitasyon projesi Bakanlığa sunulmuş ve onaylanmıştır.
|
|
|
|
Ocakların doldurulmasının dışında, geriye kalan pasa uygun bir eğimde serilerek ağaçlandırılacak ve doğa ile uyumlu hale getirilecektir. Diğer bir deyişle pasa, döküm alanında rasgele değil topografyaya uygun ve uzun vadede güvenli olacak şekilde depolanacaktır.
|
|
|
|
Çaldağ’da bulunan cevher asit üreten özellikte olmadığı, aksine yan kayaçlar asit tüketen karbonat yapıda olduğu için buradan asit maden drenajı olması bilimsel olarak mümkün değildir.
|
|
|
|
Depremler yerin kilometrelerce altındaki fay hareketleri sonucu oluşmaktadır ve baraj yapımı, yol yapımı veya madencilik gibi çalışmalarda yapılan patlatmalar deprem yaratmaz. Eğer öyle olsa idi şehir içlerinde dahi metro,yol, tünel ve diğer taş ocaklarının yaptığı patlatmalara müsaade edilmezdi. Çaldağ’daki maden üretiminde patlatmaya genellikle ihtiyaç duyulmayacağı veya çok az ihtiyaç duyulacağı öngörülmektedir. Öte yandan kireçtaşı daha sert bir kayaç olduğundan üretim için yapılabilecek patlatmalar, çevreye ses ve titreşim olarak zarar vermeyecektir. Zira patlatmalar modern yöntemlerle ardışık zamanlama ile yapılacaktır. Çaldağ’da kullanılacak patlayıcı miktarı ise İzmir içerisinde üretim yapan birçok kireçtaşı üreticisinin kullandığı miktarlardan bile çok daha düşük olacaktır.
|
|
|
|
EKONOMİ
|
|
|
|
|
|
Nikel fiyatları uluslararası borsada belirlenmekte olup, 1900 yılından beri gerçekleşen fiyatlara bakıldığında ortalama fiyatın yaklaşık 11 bin Dolar civarında olduğu görülmektedir. Bu nedenledir ki gelecek yıllardaki uzun dönem fiyatı da 11 bin 600 Dolar olarak kabul edilmektedir. Ancak bu fiyat metal haline gelmiş nikelin fiyatı olup Çaldağ’da üretilecek yarı mamul ürünün öngörülen uzun vadeli satış fiyatı 8 bin 700 Dolar’dır.
|
|
|
|
Tüm rezervin içerisindeki nikel miktarı 379 bin ton olup bunun üretilebilir miktarı 244 bin tondur. Uluslararası kabul edilen uzun dönem nikel fiyatları ile bu miktarın rafineri alış fiyatı ile çarpımı sonucu yaklaşık 2,2 milyar dolarlık bir toplam ciro elde edilecektir. Bu miktarın yaklaşık yarısının yurtiçinde gider ve vergiler olarak harcanacağı hesaplanmaktadır. Öte yandan projenin sağlayacağı gerçek ekonomik katkı gözönüne alındığında, bu değerin yaratılacak doğrudan katkının 4-5 kat fazlası olacağı öngörülmektedir.
|
|
|
|
Yatırım teşviği kanunlarla belirlenen ve sadece bazı makina ve ekipmanlarda KDV’den muafiyet olup, şirketimize özel değil, Türkiye’deki tüm yatırımcılara uygulanan, yatırım ve istihdamı artırabilmek için verilen bir teşviktir. Ülkemizde faaliyet gösteren her şirket gibi Sardes’de kazancından kanunlarla belirlenen miktarda vergi verecektir. Dolaylı vergilerin dışında sadece kar stopajı ve kurumlar vergisi bile net kazancın %35’ine denk gelmektedir. Bir başka deyişle, şirket ne kadar kar ederse, bu kazancın üçte biri doğrudan devlete vergi olarak geri dönecektir.
|
|
|
|
İki yıl sürecek inşaat aşamasında projede toplam çalışan sayısı 1000'in üzerinde olacaktır. Öte yandan maden işletmesi boyunca proje 600 kişiye doğrudan ve nitelikli iş yaratacak, taşeron firmalar bünyesinde çalışanlarla birlikte yaratılacak istihdam 1000'e yaklaşacaktır. Madencilik faaliyetlerinin ekonomik çarpan faktörü gözönüne alındığında, bu sektörde işe alınan her 1 kişiye karşılık diğer sektörlerde 4 kişiye daha iş imkanı yaratılmış olacağından, dolaylı ekonomik katkı ve istihdam yukarıdaki rakamlardan çok daha fazla olacağı da açıktır.
|
|
|
|
Yapılan hesaplamalarda Turgutlu'dan sağlanacak mal alımları, personel maaşları ve hizmet alımlarıyla her yıl yaklaşık 30 milyon Dolar'ın Turgutlu'da harcanacağı öngörülmektedir.
|
|
|
|
Sardes Nikel sosyal projeler kapsamında arıtma tesisi yapılması, Irlamaz şehir ormanı kurulması, vakıf üniversitesi kurulması ve diğer eğitim ve altyapı ihtiyaçları için ilk üç yılda harcanmak üzere 16 milyon Dolarlık bir kaynak ayıracaktır. Yine kurulacak olan bir vakfa her yıl satış gelirinden belli bir pay aktarılarak benzer projelerin ve üniversitenin desteklenmesi sağlanacaktır.
|
|
|
|
Madencilik faaliyetleri ile, sınırlı bir kaynak tüketildiği için gelecek nesillerin bu kaynaktan doğrudan faydalanmaları mümkün olmayacaktır. Gelecek kuşakların da kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için alternatif bir kaynak yaratılması gerekliliği artık dünyada sorumlu iş yapmanın bir ilkesi olarak kabul görmektedir. Sardes Nikel, Çaldağ’da bulunan nikel cevherini işleyerek bugünkü nesile bir ekonomik katkı sağlarken, Turgutlu’da gelecek için alternatif kaynaklar yaratılmasına da katkıda bulunmak amacıyla sosyal sorumluluk projelerine kaynak aktarmayı planlamaktadır. Örneğin, Turgutlu’da kurulması planlanan vakıf üniversitesi için başlangıçta sağlanacak önemli miktardaki katkının yanısıra, nikel satış gelirinden ortalama %1,5’luk bir miktarı her yıl eğitim ve sosyal projelere harcayarak, Turgutlu’nun hem eğitim seviyesinin yükselmesine hem de alternatif ekonomik güç kazanmasına yardım edecektir. Böylelikle, Turgutlu’da 20 yıl sonra o günün tarım, sanayi ve teknolojik ihtiyaçlarına hitap eden ve nikel gelirlerine alternatif bir ekonomik kaynak da yaratılmış olacaktır.
|
|
|
|
Maden, bölgedeki tarıma bir alternatif olmayacak, aksine Gediz havzasında var olan tarıma dayalı ekonomiye bir çeşitlilik kazandıracaktır. Yapılan bütün tasarımlar, tarım ve çevreye duyarlı bir şekilde yapılarak, tarım kaynaklarının zarar görmemesi için gereken önlemler fazlasıyla alınmıştır. Konuyla ilgili, Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç 22 Mayıs 2009 tarihinde Turgutlu ziyareti esnasında sorulan sorular üzerine ÇED raporunun doğru olduğunu ve firmanın bu işi yapabilmek için gerekli tüm önlemleri fazlasıyla aldığının bağımsız yargı tarafından da tespit edildiğini ve bu doğrultuda Sardes Nikel’e izin verildiğini belirtmiştir. Ayrıca Çevre ve Orman Bakanı Sayın Prof. Dr. Veysel Eroğlu yine aynı gün konu ile ilgili Manisa’da verdiği demeçte gerekli tedbirlerin fazlasıyla alındığını belirterek devlet kurumlarının konudaki hassasiyetini ortaya koymuşlardır.
|
|
|